VEJETARYENLİK: O zaman ve Şimdi
25 yıldır vejetaryenim ve şuna bakın ki bu şimdi bir anlamda benim için bir jübile ve sanki vejetaryen olmanın gümüş yılını kutluyorum.
Sıkıyönetimin tam ortasından, hipi hareketinin ve yer altı aktivitelerinin yer aldığı Filipin'lerde vejetaryenliğin özellikle de Manila'da yeni yeni başladığı bir dönemden, yani 25 yıl öncesinden söz ediyorum. Vejetaryenlikten hemen hemen kimsenin haberdar olmadığı, olanların da olumlu bakmadığı bir zamanda, tüm bu yoğun değişimlerin ortasında farklı ve anlamlı bir arayış içindeydim. Vejetaryen olma fikrini bütünüyle çok çekici buldum, ama bu konuyla ilgili başlangıçtaki deneyimlerim hiç de iç açıcı olmadılar.
Bilinen tepkiler şöyleydi: Vejetaryen? O da ne? Tuhaf.
Ne? Bir vejetaryen ha? Ne yiyeceksin? (Acıyan gözlerle size bakıyor). Sen? Bir vejetaryen? Asla başaramazsın. Zaten bir deri bir kemiksin. Hastalanacaksın. (Şokta). Mümkün değil. Yetersiz besleneceksin. Yeterli protein alamayacak ve gelişemeyeceksin. Bir biçimde güçsüzleşecek ve hiçbir şey taşıyamaz hale geleceksin. (Kızgın). Ama neden? Tanrı bize hayvanları yiyelim diye vermiş, neden mahrum olalım ki? Vejetaryen? O da ne? Sadece sebze mi yiyeceksin? Ne yiyeceksin? Ot? (Kıs kıs gülerek)
İşte böyle bol miktarda kınama, alaya alma ve fıçılar dolusu acıma duygusuyla karşılaştım. Oh, arkadaşlarım ve ailemin beni onlara göre bu anlamsız işten vazgeçirmek üzere yaptıkları yürekten konuşmaları atlamamam gerekir. Ancak, başlangıçta ince, hatta sıska denebilecek halde olmama rağmen, vücudumun sonraki ay ve yıllarda sağladığı uyum çok ilginçtir.
Annem zaten et yerken bile çok zayıf olduğumu söyleyip çok kızmıştı. Ona göre fazla inceydim ve kilo almam gerekiyordu. Bunun için de bana galonlar dolusu süt ve şişeler dolusu çeşitli karışımlar içirdi durdu, ama hiç birinin yararı olmadı. Ne zaman ki vejetaryen oldum, o zaman bedenim toparlanmaya ve normal halini almaya başladı. Artık daha sağlıklı ve daha güçlüydüm.
Yalnız sosyal yaşamım sekteye uğramıştı. Bir partiye veya restorana gittiğimde yiyebileceğim hiçbir şey yoktu. Evde yemeğimi yiyip geldiğimi söylememe rağmen arkadaşlarım ya aç kalıp onlara suçluluk duygusu hissettirdiğimden yakınıyorlar ya da benim için bir şeyler hazırlamaya kalkıyorlardı. Önce balıklı bir şey getiriyorlar, arkasından yumurtalı bir yemek, sonra da bin yıllık öneride bulunuyorlardı "neden etini ve balığını ayırıp sadece sebzeleri yemiyorsun?". Ya da bir ömür boyu yesem bitiremeyeceğim miktarda bir tepsi meyveyi önüme bırakıyorlardı.
Restoranlarda durum kötüydü, çünkü yiyecek hiçbir şey yoktu ve özel olarak da hazırlayamazlardı. O zamanlarda akşam yemeği demek sadece tatlı (meyve) veya ketçap ve peynirli spagetti, veya soya soslu pilav ve limonlu domates demekti. Başlangıçta neden öylesine zayıf olduğumu anladınız böylece.
Vejetaryen beslenme bana çok şey öğretti. Yemek pişirmeyi zorunlu olarak öğrendim. Ve yemek pişirirken, genelde bilinen tarifleri uygulayarak ama et veya balık yerine başka şeyler koyarak yaratıcı olmayı öğrendim. Beslenme ve öğünleri dengelemeyi öğrendim. Fırında ama yumurtasız yemek pişirmek bende bir tutkuya dönüştü. Sabırlı ve toleranslı olmayı da öğrendim. İnsanlara sürekli vejetaryenlik hakkında açıklamalar ve anlatımlarda bulunarak güzel konuşmayı öğrendim. Kısa bir süre sonra lise öğrencileri ve ailelerine vejetaryen beslenmenin avantajlarını anlatmak üzere okullara davet edildim. Televizyon programlarındaki talk show'lara davet edildim ve orada nasıl yemek pişirileceğini gösterdim. İnsanlar vejetaryenliğin sağlıkla bağlantısını ve yaptığım yemekleri çok sevdiler. En çok da yiyecek örneklerini sevdiler.
25 yıl sonra, demokrat hükümetin başta olduğu, evrensel iletişimin yaygınlaştığı bir dönemdeki çocuklarım ve onların kuşağı şimdi meyvaları topluyorlar.
Artık şunların söyleniyor olması sürpriz değil: "Sen, bir vejetaryen? Ne kadar güzel!! Bu kadar yıl sonra bile çok sağlıklı ve ince olmandan belli. Bir vejetaryen? Bana şu lezzetli yemeğin nasıl yapıldığını öğretsene. Hep vejetaryen olmak istedim, üstelik çok ekonomik olduğu da söyleniyor. Vejetaryen, bu çok güzel. Senin için çok iyi. Neden bu kadar genç göründüğün şimdi anlaşıldı. Ve uzun bir yaşam süreceksin, öyle değil mi? Çok etkilendim. Sen, bir vejetaryensin. Çok büyük disiplin gerekir. Sen bir vejetaryensin. Ah keşke ben de olabilseydim.
Vejetaryenlik Filipin'lerin diğer şehirlerindeki ve Manila'daki insanlar için yeni bir şey değil. Filipin'liler buna çok açıklar. Denemeleri için desteklenirler. Hatta bazı doktorlar ve beslenme uzmanları vejetaryenliği önerirler bile.
Artık Manila'da vejetaryen restoranlarımız var. Diğerlerinin çoğunda da vejetaryen yemek bulmak mümkündür, olmadığı durumda da hemen pişirmeye hazırdırlar. Kuşkusuz salata barları da unutmamak gerekir.
Filipin'lerde yine de tam vejetaryen olanların sayısı hala azdır. Vejetaryen olduğunu söyleyen kimi insanlar hala balık yemektedirler. Bazı vejetaryenler partiye gitmek gibi seyrek durumlarda balık veya yumurta yerler. Bir çok insan bunu denemekte ama, çok azı başarmaktadır. Böylece 25 yıl sonra bile vejetaryenliğin Filipin'lerde henüz bebeklik aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Vejetaryenliğin altın yılında tam anlamıyla bir yetişkin duruma gelmesini diliyoruz.
Çeviren: Canan BİG
Vejearyenlik nedir
Vejetaryen beslenme
Saglikli yasam
Restoranlar
cafelerE-groups
Anketi
Ünlüler
Ünlü sözler
Dinlerde vejetaryenlik
Vejetaryenlik ve ruhsallik
Yemek tarifleri
Vejetaryenligin sebepleri
Alisveris
Kitaplar