www.vejetaryen.net
Anasayfa Yap Mail Sohbet Forum Yardim
69
Hayvan Özgürleşmesi
Dinler
Diğer Dinler
Vejetaryenliğe Bir Budist Bakışı
Budizm ve Vejetaryenizm

Bir Badisatva'nın saf sevgi adına meni, kan vb'den doğmuş et yemekten uzak durması gerekir. Terörün canlılara yol açtığı korku, kendisini merhamet duygusu için disipline etmekte olan bir Badisatva'yı et yemekten alıkoyar. Hayvanı kendi öldürmediği, başkalarına öldürtmediği veya ölümüne kastetmediği sürece kişinin et yemesi uygundur ve izin verilmiştir yaklaşımı yanlıştır. Bunun böyle olmadığını söylemek belki daha sonra etin nasıl bir şey olduğunu merak edip tatmak isteyen kişiye de et yemeği savunur duruma getiren yanıltıcı bir çok tartışmanın yolunu açmak demektir.

Ancak.. her ne şekilde ve yerde olursa olsun et yemek kesinlikle yasaktır.. Et yemek için kimseye izin vermem, vermedim, vermeyeceğim. -Lankavatara.
Dhyana çalışmasının nedeni (zihinde yoğunlaşarak Samadhi'ye ulaşmaya çalışmak (denge, sükunet, artmış ve genişlemiş farkındalık) yaşamın acılarından kaçmak içindir, ama kendi acılarımızdan kaçmaya çalışırken, bunun içine başkalarını da neden katalım ki? Acımadan zulmetme ve öldürmenin aklınızdan bile geçmesini kontrol edebilir duruma gelmediğiniz sürece dünya yaşamının köleliğinden asla kaçamayacaksınız... Son kalpa'daki (dünya dönüşünün başlangıcından bitişine kadar olan dönem) ulaştığım Parinirvana'dan sonra (tamamen bitme) gördüm ki çeşitli hayaletler heryerden üşüşüp öğretilerinde insanlara et yedikleri halde aydınlanabileceklerini söyleyip aldatıyorlar.
Duyguları olan diğer varlıkların etleriyle yaşayıp başkalarına hizmet etme umudu taşıyan hangi bhikshu olabilir ki? - Surangama
Et yemek şefkat duygusunun tohumlarını yok eder.- Mahaparinirvana
Yasalarla belirli hayvanların ve diğer bir çoklarının öldürülmemesini sağladım, ama insandaki doğruluğun en önemli ölçüsü yaşamın incinmemesini özendirmesi ve yaşayan varlıkları öldürmekten uzak durmasıdır. - Asoka's Edicts
Sana acı verecek şeylerle başkalarını incitme. - Udanavarga
Eylem, söz ve düşüncede kötülük etmemiş her kim varsa, o brahmin'dir. - Dhammapada
Buda, düşünülebilecek en acımasız durumda bile merhametliydi.- Vinaya, Cullavagga Khandhaka
Varlıklara hizmet, Buda'ya hizmettir. - Hint Atasözü
Tüm varlıklar mutluluk arayışı içindedirler, o halde şefkatinizin hepsine ulaşmasına izin verin.- Mahavamsa
Acı çekmemek ve Nirvana'ya ulaşmak için yedi katlı kutsal yolun veya orta yolun anlamı - doğru görüş, doğru çözüm, doğru konuşma, roğru davranış, doğru yaşam, doğru çaba, doğru dikkat, doğru meditasyon'dur. - Buda'nın 4. gerçek üzerine birinci vaazı. - Vinaya, Mahavagga
Tanrıça şefkatinin binlerce eli vardır - ve hepsi gereklidir. - Japon Atasözü
O ki mutluluğunu ararken, kendi mutlulukları için can atan diğer varlıkları cezalandıran veya öldüren, öldükten sonra mutluluğu bulamayacaktır. - Dhammapada
Ne bir yaşamı yok et, ne yok edilme sebebi ol, ne de böylelerini destekle. Güçlü de olsa, dünyayı da titretse, herhangi bir varlığı incitmekten kaçın. - Sutta-Nipata
İnsan yaşayan her canlıya merhamet gösterdiği için "kutsal" olarak tanımlanır. - Dhammapada
Dünyadaki her şeyin sevgisiyle dolu olmak, erdemli olmak, başkalarının yararını gözetmek; işte bu tek başına mutluluktur. - Dhammapada
Bir hayatı kurtararak sergilenen saf sevgi, tanrıya karşı dini vecibelerin yerine getirilmesinden daha değerlidir - Dhammapada

Bazı Okurların düşünceleri:
Çoğu kaynaklar Buda'nın domuz etinden değil, mantardan öldüğünü belirtmektedir. Buda'nın rahiplerine hayvanları öldürmeme öğretisini verdiği anlaşılmıştır, ancak sadakayla geçinen bu insanların özellikle kendi çıkarları için öldürülmedikleri ama kendilerine verilen eti de kabul ettikleri . .... öte yandan Buda'ya ve budistlere yiyecek verenlerin onların vejetaryen olduklarını zaten bilerek ona göre hazırladıkları da düşünülebilinir.
Sadaka olarak et verildiğinde Buda'nın onu yediği kadar, yemediği konusu da tartışılmaktadır. Et yemek Budizm'in temel ilkesine aykırıdır, ancak et yemeği haklı çıkarmak isteyenler, bunu farklı ortaya koymaktadır.
IVU Haberleri
Sayı: 3 - 1998
--------------------------------------------------------------------------------
Osaka'daki Vejetaryen Topluluğu Semineri'nden Dr Mitsuru Kakimoto (sağ) yazısı.
Amerikalı, İngiliz ve Kanadalı da dahil olmak üzere 80 Batılı'yla yapılan ve yönettiğim araştırmaya göre, bu kişilerin hemen hemen yarısının vejetaryenliğin Hindistan kaynaklı olduğuna inandıkları görülmüştür. Grubun %8'i ise vejetaryenliğin Çin veya Japonya'dan geldiğini söylemektedir. Batılı'ların vejetaryenizmi Çin veya Japonya'yla bağlantılı bulmalarının nedeni Budizm olsa gerektir. Aslında bu şaşılacak bir durum değildir, çünkü biz gerçekten Japonya'nın bir zamanlar vejetaryenliğin hüküm sürdüğü bir ülke olduğunu söyleyebiliriz.
Gishi-wajin-den'in M.Ö. 3. yy'da Çin'de Japonya hakkında yazdığı tarih kitabında "bu toprakta büyükbaş hayvan, at, kaplan, leopar, keçi ve saksağan yok. Ilıman iklimli bu yerde insanlar yaz kış taze sebze yer" ve "insanlar denizden balık ve kabuklu deniz ürünü çıkarır" denmektedir. Eski Japonlar'ın ezme ve pirinç kadar taze sebze yedikleri, ayrıca az miktarda balık ve kabuklu deniz mahsulü tükettikleri anlaşılmaktadır.

Yüzlerce yıl sonra Japonya'ya gelen Budizm, halkın içine karışarak avlanma ve balık tutmayı yasaklamıştır. Ms 676 yılında Japon İmparatoru Tenmu balık, kabuklu deniz ürünü, et ve tavuk yemeği yasaklamıştır. Ms 737'de Nara döneminde İmparator Seimu balık ve kabuklu deniz ürünleri yemeği onaylamıştır. 1200 yıllık Nara döneminden Meiji dönemine kadar, yani 19yy'a dek Japonlar vejetaryen beslenmişler; lifli gıda olarak pirinç ve yanında da fasulye ve sebze yemişlerdir. Balık, sadece özel günlerde ve kutlamalarda sofraya gelmişti. Bu koşullarda da Japonlar Shojin Ryori denilen (ryori pişirmek veya mutfak demektir) vejetaryen mutfağı geliştirmişlerdir.
Shojin Sanskritçe "vyria" kelimesinin Japonca'ya çevrilmişidir ve anlamı "iyiye sahip olup kötüyü uzaklaştırmak" demektir. Tendai-shu and Shingon-shu mezheplerinin kurucusu mezhebi henüz kurmadan önce 9 yy'da Çin'de Budizm öğretisi alırken tapınakta Buda disiplini altında vejetaryen yemekler yapmayı öğrenmişti. Zen'in Soto mezhebinin kurucusu Dogen 13. yy'da Japon vejetaryen mutfağını kurmuştur. Sung Hanedanlığı döneminde Dogen Çin'de Zen çalışıp öğrendi. Beslenme alışkanlıklarını tamamen vejetaryen yaşamaya dayalı kurallaştırarak zihni eğitmeyi hedefledi.
Zen'in Japon halkının beslenme alışkanlıklarına bir başka etkisi de Japonlar'ın Sado denilen çay merasimlerinde görülür. Zen yandaşları arasında gelenekselleşmiş olan çayın Rinzai-shu Mezhebi'nin kurucusu Eisai tarafından Japon'lara tanıtıldığına inanılmaktadır. Bu gelenek, kişiyi sistemli kurallara (Sado) yönlendiren Zen öğretisinin içinde korunmuştur.
İster inanın ister inanmayın, Cha-shitsu veya çay merasimi odası Budist Tapınak'ta Baş Rahip'in bulunduğu yer olan Shoin'in şekline benzer biçimde inşa edilmiştir. Çayın yanında sunulan yiyeceğin adı Japonca Kaiseki'dir ve anlamı bağırdaki (göğüs) taş'tır. Rahipler çileciliği deneyimlerken ısıtılmış taşları açlıklarını bastırmak üzere göğüslerine bastırırlardı. Kaiseki kelimesi "hafif yemeği"i ifade etmektedir ve onun Shojin'de sunulmuş olmasının Japon yemek kültüründe etkisi büyüktür.
Modern çağda Budist vejetaryene örnek olarak 20. yy Japon yazarı ve Şair Kenji Miyazawa'yı gösterebilirim. Bir vejetaryen kongresi kurgusu içeren "Vejetaryen -Taisai" romanının yazarıdır. Çalışmaları, modern vejetaryenizmde önemli yer tutmaktadır.
Japonya'da vejetaryenliğin gelişmesine katkıyı sadece Budist öğretiler sağlamamıştır. 19. yy'ın sonlarında Dr. Gansai Ishizuka besin kürüyle ilgili, kahverengi pirinci ve sebzeleri öne çıkaran akademik bir vejetaryen yemek kitabı yayınlamıştır. Ying, yang ve Taoizm ilkelerini içeren eski Çin felsefesine dayanarak Makrobiyotik (Seisyoku) yöntem izlenmiştir ve şimdi kimileri bu yöntemi kullanarak koruyucu tıptan yararlanmayı ummaktadır. Japon makrobiyotiği yenilen her şeyin yarısı kadar yanında kahverengi pirinç de alınması gerektiğini önermektedir. Sebze, fasulye, denizyosunu, az miktarda balık gibi.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra Japonlar ABD'nin etkisiyle beslenme konusuyla çok ilgilenmeye başlamışlar ve 1980'lerde tıpkı ABD'de olduğu gibi nedeninde yüksek-protein yatan geriatrik (yaşlılığa bağlı hastalıklar) sorunlar toplumda yaygın biçimde yaşanmıştır. Seventh Day Adventist'in (bir hristiyanlık mezhebi) vejetaryen yemek pişirme yöntemi, ki bilimsel kanıtları içermektedir, Japon halkının ilgisini çekmiş ve Amerikan-stili Adventist pişirme yöntemiyle başlayıp ezme ve süte ek olarak kahverengi pirinci de katarak Japon usulü lakto-ovo-vejetaryen yemek pişirme yöntemine geçmişlerdir.
Bu nedenle Japon mutfağında üç temel vejetaryen etkisi vardır: Budist, Makrobiyotik (Seisyoku) ve Adventist.
Japon halkı 130 yıl önce et yemeye başlamıştır ve şimdi kandaki fazla yağ ve tarım ilaçları ve katkı maddelerinin olası etkileri nedeniyle deformasyon hastalıklarından yakınmaktadırlar. Bu durum, onları doğal ve güvenli yemek arayışına yönlenmelerine ve tekrar geleneksel Japon mutfağına dönmelerine neden olmuştur. Japon Vejetaryen Derneği (NPO) hayvan haklarını, çevreyi, insan sağlığını korumak ve 3. Dünya ülkelerinin açlığı ile ilgilenmek üzere kurulmuştur.

Mitsuru Kakimoto, Japon Vejetaryen Derneği Başkanı
Department of Environmental Science, Osaka Shin-Ai College, 2-7-30 Furuichi, Joto-ku, Osaka 536-8585, Japan
Tel. +81-6-939-7391 Fax +81-6-931-0373 E-mail: office@jpvs.org Webpage: http://www.jpvs.org]

Buda-Budizm, John Wynne Tyson

Vejearyenlik nedir Vejetaryen beslenme Saglikli yasamRestoranlarcafelerE-groupsAnketiÜnlülerÜnlü sözler
Dinlerde vejetaryenlik Vejetaryenlik ve ruhsallik Yemek tarifleriVejetaryenligin sebepleri AlisverisKitaplar
Bu site en iyi IE 5.0 ve üzeri browser ve 1024x768 çözünürlükte izlenilebilir. copright©2002 by ßeyazKartal