www.vejetaryen.net
Anasayfa Yap Mail Sohbet Forum Yardim
69
Hayvan Özgürleşmesi
Dinler
Diğer Dinler
Kevser Sûresi'ne dair birkaç not (III)

Dücane CÜNDİOĞLU
Kevser Sûresi'nin ana-fikri bu surenin son ayetinden hareketle tayin
edildiğinden biz de aynı yola başvuracak ve önce son ayetin
açılımıyla murad edilene ulaşmaya çalışacağız:
- Gerçekte ebter olan, asıl o sana hınç besleyendir!
'Ebter' sözcüğünün 'munkatı' (kesik) anlamına geldiğinde ihtilaf
yoktur. Nitekim 'betr' kesmek, 'inbitar' kesilmek demektir. Araplar
keskin kılıca 'bâtır' derler. O halde ihtilaf sadece kesikliğin
neden (hangi şeyden) ibaret bulunduğu noktasındadır. Daha önce
belirttiğimiz gibi müfessirlerin çoğu bu kesikliği "munkatı min'en-
nesl" (=soyu kesik) mânâsına hamletmişler ve metnin ana-fikrini bu
kavram üzerinden inşa etmişlerdir. Biz ise bu kesikliği "munkatı
min'en-nesl" şeklinde yorumlamak için makul bir sebep bulunmadığını,
bilakis ibarenin "munkatı min'el-hayr" (=hayırlardan kesik olan,
kendini hayırlardan mahrum eden) mânâsında açıklanması gerektiğini
düşünüyoruz. Nitekim bir rivayette bu hususa dikkat çekilmiştir:
Efendimiz nübüvvete mazhar olunca kavmini tevhide, HAK'ka kulluğa
davet edip onları putlara tapınmaktan nehyetmeye başladı. Bunun
üzerine müşrikler Efendimiz hakkında şöyle dediler:
- "Inbetera minna Muhammed; ey: hâlefenâ ve inkataa minna";
yani "Muhammed (risalet iddiasında bulunmakla, tevhid dinini tebliğ
etmekle) bizden alâkasını kesti (kendini bizden ayırdı), bize
muhalefet edip bizden kesildi/ayrıldı." Onlar böyle söylemekle
Efendimizin kendini birçok hayırdan, birçok nimetten, birçok
imkândan da mahrum etmiş olacağını iddia ettiler; zira bir şeyden
kendini kesip mahrum eden kişi, o şeyden hâsıl olacak nimetlerden de
kendini kesmiş olacağından böylelerine Arapça'da 'ebter' denilirdi
(Kullu emrin inkataa min'el-hayrı eseruhu fe-hüve ebter); tıpkı o
dönemin anlayışına göre erkek evladı olmayan kimsenin erkek evlat
sahibi olmanın nimetlerinden de mahrum olması gibi.
Müfessirler, müşriklerin Efendimizi soyu kesik olması sebebiyle
erkek evlat sahibi olmanın nimetlerinden mahrum bulunmakla itham
ettiklerini düşünmüşler ve Kur'an'ın da gerek müminler, gerekse Ehl-
i Beyt yoluyla bu ithamı geri çevirdiğine kail olmuşlardır. Oysa
ibareye "erkek evlattan kesik olmak" (munkatı min'en-nesl) mânâsı
değil, aksine "kendilerine muhalefet edilen Mekke ulularından,
dolayısıyla onlarla birlikte olmanın nimetlerinden mahrum bulunmak"
(munkatı min'el-hayr) mânâsını vermek, hiç şüphesiz hem daha
tekellüfsüzdür, hem de metnin siyakıyla, bağlamıyla ve nüzûl
zamanının ruhuyla daha mütenasiptir. Nitekim "Biz sana birçok hayır,
birçok nimet verdik" (hayr'ul-kesir) anlamındaki ilk ayet bu
açıklamaları doğrulamaktadır. Yani "Onların, birçok hayırdan kendini
mahrum etmiş olmakla seni suçlamalarına itibar etme, kendini üzme!
Bak, biz sana ne büyük bir hayır verdik, seni nübüvvetle
şereflendirdik, seni kelâmımızın tebliğcisi yaptık, seni Hakkın-
Hakikatin şahidi kıldık! Hayırlardan, nimetlerden mahrum olan sen
değilsin, bilakis asıl hayırlardan mahrum olanlar (mubtirûn) ve
kendilerini hem dünyevî, hem uhrevî nimetlerden mahrum bırakanlar
onlardan başkası değildir. Hâsılı ebter olan sen değilsin, ebter
olan asıl onlardır!"
Biz mukteza-yı hâle mutabık olan mânânın bu olduğunu düşünüyoruz.
Şimdi ikinci ayete verilen anlamın sıhhati üzerinde durabiliriz:
- Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!
Bu ayetin aslında geçen "fe-sallî li-rabbike" ifadesine "Rabbin için
namaz kıl" gibi kestirme bir karşılık vermek yerine, gerekçelerimizi
mahfuz tutup doğru bir çevirinin imkânlarını bize sağlayacak olan şu
açıklamayla yetinebiliriz: "Kâfirlerin ayartmalarına kapılmayıp sen
asıl sana verdiğimiz nübüvvet nimetinden ötürü Hak'ka teveccüh et,
O'na yönel, O'na kulluk etmeyi sürdür!" (Bu ayetteki 'fe'
edatının 'tâkib' için kullanıldığı unutulmamalı ve 'salât'
sözcüğünün bağlama uygun geniş açılımları ihmal edilmemelidir.)
Bu emrin hemen ardından gelen "ve'nhar" emrinin hayvan boğazlamakla
irtibatlandırılması, daha önce de işaret ettiğimiz gibi, metne
verilen mânânın "evlat yerine koç kurban etmeyi" (Hz. İbrahim-Hz.
İsmail kıssasını) çağrıştırmasından kaynaklanmıştır. Oysa ibare bu
mânâyı taşı(ya)mıyor ve meselâ koyun, koç, dana gibi hayvanları
kesmek anlamındaki 'zebeha' (zebh) fiili yerine, deve kesmek
anlamındaki 'nehara' (nahr) fiilinin seçilmiş olmasındaki incelik
böylelikle bir çırpıda ihmal edilmiş oluyor. [Türkçe'deki 'intihar'
(kendi kendini öldürmek) sözcüğü de aynı kökten gelir.] Hanefîlerin
kurban'ın farz olmayıp vacib olduğunu söylemeleri, ibarenin kurban
mânâsına delâletinde kesinlik bulunmamasındandır. Böyle bir kesinlik
bulunsaydı sanırım 'vacib' hükmü verilmekte tereddüt edilmezdi.
Biz ise bu sûrenin her halukârda fıkhî/hukukî bir yoruma malzeme
temin etmek hususunda elverişsiz olduğunu düşünüyor ve tahkikimizin
zaruri neticelerine bağlı kalarak bu ibarenin hayvan boğazlamakla
irtibatlandırılamayacağını, bilakis ibarenin, bir öncesindeki "fe-
sallî li-rabbike" (O halde rabbine yönel) emrinin mütemmimi
olduğunu, yani "Sen onların sözlerine aldırış etme de nübüvvet
makamının şükrünü eda için HAKka yönel; gönlünü, sadrını, nahrını
O'na aç, teslimiyetle O'nun huzurunda el-pençe divan dur!
Hayırlardan (kevser'den) mahrum olan sen değilsin ki! Hayırdan
mahrum olanlar asıl seni mahrumiyetle suçlayan o zavallıların
kendileridir!" anlamı taşıdığını söylüyoruz; zira biliyoruz
ki 'mütenahir' demek 'mütekabil' demektir!
Bu bir gazete yazısı olduğundan ve genel okurun seviyesini de nazar-
ı itibara aldığımdan tahlillerimin gerekçelerini tafsilatıyla
gözönüne getiremediysem de görüşlerimi maksadın hâsıl olacağı
miktarda dile getirdiğime inanıyorum.
Niçin gürültüye pabuç bıraktığımı soruyordunuz; bakın ben de cevabı
yineliyorum: Sükûnet bahçesinde yalın-ayak dolaşabilmek için!
15 Şubat 2004 Pazar
Yeni Şafak
Vejearyenlik nedir Vejetaryen beslenme Saglikli yasamRestoranlarcafelerE-groupsAnketiÜnlülerÜnlü sözler
Dinlerde vejetaryenlik Vejetaryenlik ve ruhsallik Yemek tarifleriVejetaryenligin sebepleri AlisverisKitaplar
Bu site en iyi IE 5.0 ve üzeri browser ve 1024x768 çözünürlükte izlenilebilir. copright©2002 by ßeyazKartal