www.vejetaryen.net
Anasayfa Yap Mail Sohbet Forum Yardim
69
Hayvan Özgürleşmesi
Dinler
Diğer Dinler
Content for class "baslik" Goes Here
Kevser Sûresi'ne dair birkaç not
Dücane CÜNDİOĞLU
Kurban'ın vacib mi, sünnet mi olduğu tartışmaları sona erdiğine
göre, şimdi kurban dolayımında konuşmanın tam zamanı. Gürültü
(aktüalite) bizi söyleşiden mahrum etmişken niçin konuşalım?
Gürültüden yılmışlar için sessizlik bir imkândır ve dahi gürültüden
kaçmanın alâmeti gürültü mahallinde pabuç bırakmaktır. Biz bu yüzden
gürülteye pabuç bırakmakla kalmadık, pabucumuzu gürültüye bile
isteye bırakıp gürültünün bulunduğu mahalden hızla uzaklaştık.
Şimdi sessizlikten istifadeyle bu tartışmaların alâkadar olduğu bir
sûrenin, Kevser Sûresi'nin muhtevasıyla ilgili bazı yanlış
anlamalara açıklık getirmeyi deneyebiliriz.
Bu deneme, kendisine Kur'an'ın en kısa sûresinin anlaşılmasında dahi
ne denli büyük zaafların rol oynayabileceğini göstermeyi vazife
ediniyor. Öyle ki okuduğumuzu, anladığımızı, kendimize rehber
edindiğimizi düşündüğümüz Kelâm-ı İlahî'nin aslında ne kadar da
uzağına düştüğümüz, bu sûrenin yorumlarını kısaca hesaba çekmekle
bile anlaşılabilir.
1. Muhakkak ki biz sana Kevser'i verdik.
Bu ayette geçen 'kevser' sözcüğü lafzen 'çok hayır' (el-hayr'ul-
kesir) anlamına gelir; yani "Biz sana çok hayır/büyük nimet verdik!"
İhtilaflar bu açıklamadan sonra ortaya çıkıyor: Bu "çok hayır"
veya "büyük nimet" nedir?
Yorumcuların bir kısmı bu nimeti (Cennet'te başına toplanılacak
olan) "Kevser Havuzu"yla, bir kısmı ise (bilhassa Şiiler) "Ehl-i
Beyt"le, yani Efendimiz'in Hz. Fatıma'dan devam eden nesliyle tefsir
ediyorlar. Her iki yorum da Sûre'nin sonunda yer alan 'ebter'
ifadesinin Efendimiz'e (s.a) yönelik "soyu kesik" şeklindeki bir
suçlamanın vârid olduğunu kabul etmekten kaynaklanmaktadır.
Yani "Hz. Muhammed'in soyu kesik değildir; onun nesli aslâ
kesilmeyecektir! A) İlk yorum, "Bütün müminler cennette Peygamber'le
birlikte Kevser Havuzu'nun yanında toplanacaklar ve kıyamete değin
onun (itikaden) takipçileri varolacaktır" sadedindedir. B) İkinci
yorum ise "soyu kesik" suçlamasına cevaben 'Kevser' ifadesinde
Efendimizin soyunun sadece Ehl-i Beyt yoluyla neslen devam edeceğine
bir işaret bulmaktadır. Kısaca her iki grup da 'Kevser'
sözcüğündeki 'çokluk' mânâsını "neslen veya itikaden soy itibariyle
çokluk" olarak tefsir etmektedir.
Sonuç: 'Ebter' suçlaması boşa çıktığında bu yorumların da boşa
çıkacağı kuşkusuzdur.
2. Rabbin için namaz kıl ve kurban kes!
Efendimiz'e (s.a) gerek neslen, gerekse itikaden takipçilerin devam
edileceği müjdesi verildiği varsayılınca, bu Kevser nimetine (!)
şükretmek mukabilinde biri bedenî, diğeri mâlî iki ibadeti yerine
getirmesinin istenmesini açıklamak kolay gibi görünüyor. Ancak "fe-
sallî" ifadesinin namaz'la, üstelik bayram namazıyla
sınırlandırılması ve "ve'nhar" emrinin "kurban kesmek" şeklinde
tefsir edilmesi kronolojik bakımdan temellendirilemez. Nitekim bu
sûreyi hemen öncesinde yer alan Maun Sûresi'yle irtibatlandırma
teşebbüsleri de aynı kronolojik zaafla maluldür. Metnin iç bütünlüğü
Mushaf tertibine itibarla sağlanamaz; zira nüzûl itibariyle her iki
sûre arasında gözden gelinemeyecek bir fâsıla vardır!
Hz. İbrahim'in, oğlunu kurban etmek teşebbüsünde bulunmasıyla ilgili
yanbilgiler "ebter" suçlamasını "soyu kesik" mânâsında izah
edenlerce metne yansıtılmış ve henüz risaletin ibtidasında olan bir
nebî'ye şükür sadedinde kurban kesme emrini tevcih etmekte nedense
kimse bir beis görmemiştir.
Nüzûlü 23 yıl süren bir Kitab'ın ayetlerine anlam vermek
teşebbüsünde bulunacakların, hiç değilse Mekkî-Medenî ayrımını
ciddiye almaları ve bazı ibadetlerin zaman içerisinde kesinleştiğine
dikkat etmeleri gerekirdi. Bu ve benzeri yorum zaaflarının
temelinde, Kitab'ın bir süreç içerisinde tamamlandığını unutmak ve
metni bir defada nâzil olmuş gibi algılamak hatası vardır. Kısacası
hem nazarın, hem de nokta-i nazarın değişmesi bir zaruret halini
almıştır.
3. Gerçekte ebter olan, asıl o sana hınç besleyendir!
Bu son ayet, Efendimize (s.a) buğz eden, hınç besleyen bir kâfirin
onu "soyu kesik" olarak suçlamasına bir cevap olarak telakki
edilmiş, önceki iki ayetin anlamı bu telâkki tarafından belirlenmiş
ve böylelikle sûre'nin temel anlatımı, nesebi, soyu merkeze alan bir
zihniyet tarafından bir çırpıda zâyi edilmiştir.
Başkaları gibi biz de bir süreliğine varsayalım ki ebter ile
Efendimizin soyunun kesikliği, yani erkek evladının olmadığı
kastediliyor olsun! Bu takdirde suçlama ya hakikî (neslen), ya
mecazî (itikaden) olmak zorundadır. Hakikî (neslen) ise, Efendimizin
erkek evladından nesebi devam etmediğine göre, hakikî
anlamıyla "soyu kesik' suçlaması reddedilmiş olmaz. Soyunun kız
evladından devam ettiği öne sürülecek olsa, bu takdirde suçlamaya
mahal kalmaz. Oysa suçlama Kur'an'ın beyanıyla sabittir. Yok eğer
mecazî ise (yani Efendimizin itikaden soyunun sürdüğü
söyleniyorsa), "soyu kesik" suçlamasını yapan kâfirin de itikaden
soyu sürdüğüne göre, bu sefer mukabele yerini bulmaz! Aksini iddia
edeceklerin, hınç besleyen kâfirlerin neslen soylarının kesik
olduklarını söylemeleri hem anlamsızdır, hem de yakışıksızdır.
İtikaden soylarının kesik olduklarını söylemeleri de mümkün
değildir; zira küfrün devamı hem aklen, hem tarihen sabittir.
Sanırım bu değerlendirmeden sonra Kevser Sûresi'nde sadece ne
söylenmek istendiğinin değil, ne söylendiğinin de yeterince
anlaşılmamış olarak kaldığını ifade edebiliriz.
Bu itirazların ve gerekçelerinin yerinde olmadığı söylenecek olursa,
bu karşı çıkışın sebepleri açıkça gösterilmeli; yok eğer yerindeyse,
metnin anlamı yeniden ve aslına uygun olarak inşâ edilmeli.
Öyle ya, asayiş berkemâl olduğuna göre şimdi düşünmeye
başlayabiliriz.
8 Şubat 2004 Pazar
Yeni Şafak
Vejearyenlik nedir Vejetaryen beslenme Saglikli yasamRestoranlarcafelerE-groupsAnketiÜnlülerÜnlü sözler
Dinlerde vejetaryenlik Vejetaryenlik ve ruhsallik Yemek tarifleriVejetaryenligin sebepleri AlisverisKitaplar
Bu site en iyi IE 5.0 ve üzeri browser ve 1024x768 çözünürlükte izlenilebilir. copright©2002 by ßeyazKartal