İslâm Geleneğinde Kurban
Kurban kesmenin İslâmiyet ile başlamadığı bilinen bir gerçektir.
Eski dinsel geleneklerin çoğunda, en yüce varlığa hayvan
boğazlayarak saygı sunma davranışı bulunmaktadır. İslâmiyet'te ise
kurban kesmek, yaratıcıya şükran sunmayı içerdiği gibi, besin
ihtiyacını karşılamak, dahası yoksul halka beslenme konusunda
yardımcı olmak yönüyle öne çıkmaktadır.
Hz. Muhammet kurban kestiği gibi, kesmeyi de tavsiye etmiştir.
Tarihsel bilgiler bunun böyle olduğunu göstermektedir. 7. yüzyıl
Arabistan yarımadasının kültürel atmosferi bilindiğinde o
topraklarda vejetaryenist beslenme alışkanlığının olamayacağı da
kabul edilmelidir.
Günümüzde belirli kesim arasında yapılan tartışma acaba ne kadar
sağlıklı bir zemine oturmaktadır? Kanımca, tarihsel olan ile
evrensel olanın ayırtına varamamak tartışmayı verimsiz bir şekle
sokmaktadır.
Hem Kutsal Kitap Kur'ân'da, hem de onun beslediği İslâmî gelenekte
günümüze taşınması zorunluluk göstermeyen tarihsel unsurlar
bulunmaktadır. Kur'ân'da tarihsel unsurlar bulunduğunu söylemek,
dinsel tutumları kuvvetli olanlarda, Kur'ân'ı kendi indiği çağların
ötesine söyleyecek bir sözü olmayan kitap haline düşüreceği endişesi
doğurmaktadır. Böyleleri haksız da sayılmazlar. Pek çok ayet, o
zamana ve mekâna özgü problemlere çözüm üretmiştir. Örneğin Hz.
Peygamberin eşleri ile evlenmeyi yasaklayan ayet günümüz için hangi
probleme çare olabilir?
Biz bu konuda farklı bir düşünüş öneriyoruz. Kur'ân kesinlikle
evrensel bir kitaptır. Ayetlerinin bir kısmı tamamen evrensel olduğu
gibi, diğer kısmı tarihseldir. Tarihsel olanların dahi evrensel
değerler üretebilecek argümanlar taşıdığı söylenebilir. En azından
bu tür ayetler, karşılaştığımız problemleri çözmede izleyeceğimiz
ilahi tutumun nasıl olabileceği hakkında ön fikir vermektedir. Bu
düşünüş biçiminin pek de yeni olmadığının göstergesi, İslam
hukukçularının peygamber döneminde olmayan pek çok sorunu çözmede,
kıyas yöntemini kullanarak yeni sorunlara yeni çözümler
üretmeleridir.
Değişen zaman ve mekân karşısında, geleneğe sarılıp değişime
direnmek, dini tutumun ne kadar mükemmel olduğunu gösterebileceği
gibi, pekâlâ dinin amacını ıskalama anlamına da gelebilir. Kur'ân'ı
indiği dönemin çevresel faktörlerinden soyutlayıp, günümüzün içine
taşımak, Araplaşma riskini de taşımaktadır. Allah bizlerden
Araplaşmamızı değil, kendisine, insanlara ve tüm varlıklara saygılı,
olgun âdemoğulları olmamızı istemektedir.
Yazıyı ibretlik bir örnek ile bitirmek istiyorum. Su olanakları
kısıtlı 7. yüzyıl Arabistan'ında, Hz. Muhammet su bulamadığında
tuvalet temizliğini, bulduğu işe yarar taşlarla yapıyordu. Günümüz
Pakistan'ında ise, geleneğe sıkı bağlı İslami gruplardan bir kısmı
evinde bulunan tuvaletlerinin bir köşesinde küçük taşlar
bulundurmaktadırlar. Niçin mi? Tuvaletten sonra önce taşlarla sonra
su ile temizleniyorlar. Bu davranışı hangi düşünüş biçiminin
beslediğini okurlara bırakıyorum.
Doğrusunu O bilir.
Nuri TOK
13 Ocak 2005 Perşembe