
Soya, anavatanı olan Uzakdoğu bölgesi insanı için, mucizevi etkilere sahip bir bitki olarak kabul edilir ve 4000 yıldır, bir Çinli ya da Japonun mutfağında en fazla yer verdiği besin maddesi olarak görülür. Batılı ülkeler de son bir asırlık süre içinde bu bitkiyi tanımış ve mutfak kültürlerinde yer sahibi etmişlerdir. Oysa, ülkemizde yakın yıllara kadar fazla tanınmayan bir üründür soya. Karadeniz Bölgesinde az miktarda yetiştirilip unundan faydalanması dışında halkımızın yeterince tanıdığı bir ürün değildir ne yazık ki. Şimdilerde, basında çıkan bazı tanıtıcı bilgilerle gündeme gelişi biraz ilgi uyandırsa da, yetersiz beslenme sıkıntısı yaşayan ülkemiz insanı için bu üründen yararlanamamak büyük bir kayıp olsa gerek. "Doğu'nun kemiksiz eti, tarlaların bifteği, kutsal bitki, harika bitki, sarı mücevher ve üreyen altın" yakıştırmaları, soyaya verilen önemin göstergesidir. 20. yüzyıl boyunca ABD' de soya tarımının hızla gelişmesi ve sanayideki şaşırtan ölçülere varan kullanım çeşitliliği; ülkemizde pek tanınmayan bu ürünü, dünyanın en çok üretilen ve tüketilen 5-6 bitkisinden birisi haline getirmiştir. Çoğunlukla bir yağ bitkisi olarak tanıtılan soyanın asıl önemi, % 40-45 oranındaki yüksek değerli proteininden gelir. Doğada, tam protein olarak kabul edilen süt ve yumurtaya en yakın ürün soya proteinidir. Soyada, peynirden 1.5 kat, sığır etinden 2, yumurta ve buğdaydan 3, süt ve patatesten ise 10 kat daha fazla protein mevcuttur. Uzakdoğu insanının pirinç ile birlikte sofrasından eksik etmediği soyadan, Çin ve Japonya'da çeşitli çorbalar, yemekler, sos, salça ve peynirler yapılarak tüketilmekte ve hatta ihraç edilmektedir. Soya bu ülkelerde hala ana besin kaynağı olma özelliğini taşır ve çoğu zaman et yerine kullanılır. Bu nedenle de, Uzakdoğu insanı soyayı kemiksiz et olarak anar. Tohumları taze iken yeşil sebze olarak tüketilebildiği gibi; kuru tohumlarıyla da tıpkı bezelye veya kuru fasulye gibi pişirilerek yenilmektedir. Ancak, nohut ve fasulyede olduğu gibi pişmesi biraz zor olduğundan, önceden bir süre ıslatılmalıdır. Ülkemizde taze olarak tüketimi yapılmazsa da, özellikle Karadeniz Bölgesinde mısır ununa % 2-3 oranında soya unu karıştırılarak, ekmek yapımında protein varlığından yararlanılır. Günümüzde, bazı büyük şehirlerimizdeki belediye halk ekmek fabrikalarında % 5 soya unu katkılı ekmeklerin üretildiği; böylece besleme değerinin yüksekliği yanında bayatlamayı da geciktirmesi nedeniyle ekmek israfını önlediği bilinmektedir. Hazır çorba ve tarhana üretiminde kullanılabildiği gibi, yağı alınmış soya unu İtalya'da makarnalara % 5 oranında katılarak da tüketilmektedir. Ayrıca tohumlarının çimlendirilmesiyle elde edilen filizleri taze veya konserve olarak salatalarda, çorbalarda ve özellikle vejetaryen yemeklerinde çokça kullanılmaktadır. Ahmet Nedim NAZLICAN Zir. Yük. Müh. annazlican@yahoo.com
Vejearyenlik nedir
Vejetaryen beslenme
Saglikli yasam
Restoranlar
cafelerE-groups
Anketi
Ünlüler
Ünlü sözler
Dinlerde vejetaryenlik
Vejetaryenlik ve ruhsallik
Yemek tarifleri
Vejetaryenligin sebepleri
Alisveris
Kitaplar